Gölyazı’ya Ziyaret

Gölyazı…
Ben memleketimin taşına toprağına aşığım… Neden diyen çok insanla karşılaşıyorum. Avrupa örnekli eksik listeleri sıralayanlar… Yok kurallar yok medeniyet yok vıdı vıdı… Mutlaka dünya üzerinde çok güzel yerler vardır. Ama ne bileyim herkesin memleketi kendine güzel. Ailemizde ki sağlık sorunu sebeplerinden bu sene yıllık tatilimiz 10 gün kadar sürecek. Karadeniz düşünüyorduk ki zaman yetmeyecek. O sebepten yine yola çıkalım, bir Gölyazı, sonrasında yol bizi nereye götürürse macerası yapalım kararı aldık. Gölyazı yolunda incir ve zeytin bahçelerinin arasından geçiyorsunuz. İncir kokusu siz mest ediyor. Sağolsun takipçilerimizin yardımıyla Gölyazı’ya girer girmez, hemen sol kolda Gönül Tepesi Restaurant’ta yemek molamızla başladık. Çünkü açız. 🙂 Bildiğiniz bir köy evi. Merdivenlerle terasına çıkıyorsunuz. Sonrada öğrendik, aile işletmesi… Dede, babaanne, gelin, oğul ve torun hızla hizmet ediyorlar. Çok güleryüzlüler. Sanırsın ilk gelişimiz değil de yıllardır geldiğimiz yer gibi karşıladılar. Hele o babaanne… o kadar tatlı ki… Tek tek masalara gelip nasılsınız, hoşgeldiniz, yolumuzun açık olması, tatilimizi iyi geçirmemizle ilgili o kadar güzel dualar etti ki… İster istemez suratınızdan geçmeyen bir gülümsemeyle oturuyorsunuz. Takipçilerimizin önerisiyle turna balığı ve gözleme sipariş ettik. Muhteşem lezzetti. Karavanla nerede kalabiliriz dedik. Güvenli yerleri söylediler. Oğulları kartını verdi. “24 saat açık telefonum bir sıkıntı olursa arayın, ailecek geliriz” dediler. Güzelliğe bakar mısınız?
Ben: Sevgi Tepesi diye bir yer varmış, orada kalsak?
Babaanne: Hayatta sizi orda yatırmam, izin vermem. dedi. :)) Gece gücenli olmayabilir, kuytu diye, rahat edemezsiniz… diye bizi güvenli yere yönlendirdi. Biz daha sonra göl kenarı bir yer bulduk ayrı tabii… Yemekten sonra gezelim dedik. Gölyazı halkı genel itibariyle Selanik’li. İnanılmaz derecede Atatürk sevgisini her adımda hissediyorsunuz. Hemen hemen her evde Atatürk resimleri asılı. Herkesin cumhuriyet zamanın da acı tatlı anıları var. Keyifle anlatıyorlar. Belediye yeni yeni çalışmaya başlamış. Alt yapı sorunu varmış. Tüm köyde kazı var. Hızlı ilerliyormuş. Tarihi yerleri çok. Neredeyse tüm köyde tarihi surlar var. Sandal gezisi yapılabiliyor. Biz 20 liraya yaptık. 30 liraya da yapıyorlar. Denk gelmesine bağlı. Meydana gelmeden gezi yapayım derseniz daha iyi olur. Sazların arasında geziyorsunuz. Çok keyif aldım. Hatta takip edebildiyseniz canlı yayın yaptım. Esnafı insanı hiç bozulmamış. Akşam, sabah kahvaltısı için ekmek alayım dedim, bakkal vermedi. “Sabah taze taze kapının önüne geliyor. Kapalı bile olsak siz alın” dediler. Köy halkının gelir kapısı çok az. Fiyatlar her yerde uygun. Gelin çayımı için diyorlar. Sizi hep çağırıyorlar. Kırmayın bir bardak için, 3-5 lira ile hoş sohbetlerini dinleyin. Pişman olmayacak hatta siz de onlar da mutlu olacaklardır. Ben bu kadar misafirperver ve samimi olacaklarını hiç düşünmemiştim. Yolda selamlaşıp direkt konuya girebiliyorlar. 🙂 Akşam ben temizlik yaparken, karavanın yanından geçen köyün yerlisi kadınlar laf attı. Bunda yatakta vardır diye, pencereden seslendim “var var” diye takılayım dedim. “Hah tam istediğim şey. (Kocasından ne çektiyse artık) “Emekli olunca alacağım bir tane, emekli olana kadar koca da rahmetli olur heralde ( ben şok tabi), “koca ölsün mü diyorsun” diyebildim ki, cevap geldi ” Durduğu kabahat” 😳😂 yanında ki arkadaşını da gösterip, ” ahiretliliğimle gezeceğim gezeceğim. Kahkahalar atarak yoluna devam etti. Çok eğlenceliydi. Bir de köyün kadınları kerevit (bir çeşit ıstakoz) için ağ örüyorlar. Yine de az çıkıyormuş. Gölyazı’da kamp yeri yok ama heryerde göle bakan bir yer bulabilirsiniz. Köyün içinde evlerin arasında, elektrik direğine yuva yapmış leylek bile görüyorsunuz. Köyün neresinde olursanız olun enteresan bir olaya şahit olmanız mümkün. Haftasonları ve resmi tatilde araç girişi yok. Ona göre kendinizi ayarlarsınız. Sabah gölün kenarında kahvaltımızı ettikten sonra biz Burhaniye’ye yola çıktık. Sevgiyle kalın. 🙂