Karadeniz Turu/Rize,Pazar

KARADENİZ TURUNDA İLK DURAĞIMIZ RİZE – PAZAR 2019-Temmuz

ÇAY TOPLANMASI VE ÜRETİMİ

Yazıya başlamadan önce belirtmek isterim ki, bu yaptığımız Karadeniz turunun rotasını hava durumu, yolların araçlarımıza uygunluğu ve ruh hallerimiz belirledi. Gezmeyi atladığımız birçok yer olduğu gibi daha önce ‘Mutlaka Gidin’ listesinde görmediğimiz yerleri de gördük. Amacım gezdiğimiz gördüğümüz yerleri elimden geldiğince yazıya dökebilmek. Karadeniz’de Kandıra’dan ötesini ilk defa görmüş biri olarak izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Karadeniz turunun ilk ayağı olan Rize’nin Pazar ilçesindeydik. Bu güzel ilçeyi Rize Merkez’den ayıran bir tünel. Yeşilin her tonuna, her yerden akan suların bolluğuna, insanların misafirperverliğine doyduğunuz topraklar…

Hayatımda ilk defa gitmenin verdiği farkındalıkla gezerken kendimi biraz şımartılmış hissettim. İkramları, güler yüzleri, içtiğim en güzel çayları, daha önce gördüğüm ve susamsız olduğu için yemeyi bile düşünmediğim Pazar yöresine ait simidin sıcakken yenildiğindeki lezzeti ve yanında yenilen peyniri asla unutmayacağım.

Rize halkı çay konusunda çok hassaslar. Nedeni ise geçimlerinin büyük bir payı çaya bağlı. Bununla beraber çay içim zevkleri inanılmaz gelişmiş durumda. Cam bardak kuralı her zaman geçerli. Açık çay istemenizden sizin turist olduğunuzu anlıyorlar. Çay satılan yer işletmek gerçekten zor. Bu kadar çaydan anlayan bir esnafa çay sattığınızı düşünsenize… Hata kaldırmaz 😊 Benim günlük rutinimi de bozdular. Evde çay demlediğimi sanırdım. Döneli kaç gün oldu hala çayın tadını oturtamadım. Sanırım merkezdeki kahvede içtiğim çayı özledim…

Rize’nin ilk durağımız olmasının en önemli sebeplerinden biri beraber yola çıktığımız Gez Göre Göre bloğunun sahibi ve fotoğrafçı Servet Hatırnaz’ın ailesinin buralı olmasıydı.

İkinci en önemli sebep ise, yolculuğumuzun başında gidilebilecek en uzak noktaya otoban üzerinden gitmek, yolculuğun başında yol yorgunu olmak, sonra sahilden geze geze İstanbul’a dönebilmekti. Hava şartlarının müsaade ettiği sürece bunu gerçekleştirebildik.

Gelelim Karadeniz’e… Her karadenizlinin söylediği ve gözler önüne serdiği ne biliyor musunuz? Fıkralar gerçekmiş. Evet evet, yanlış duymadınız. Kahkahalarla anılarını anlatırken “Fıkra değil da bu!” diye açıklamaları… Neşeleri eksik olmasın, kahkahalarla güldük sayelerinde.

Aslında benim gözlemlediğim şuydu: Büyük problemleri büyük bir ustalıkla çözüyorlar, çok basit olaylar üzerinde durmuyorlar. Bu sebepten küçücük bir problemde çok komik görüntüler ve olaylar oluyor. Basitin üstünde durmuyorlar aslında. Çok güzel insanlar.

Yaşadıkları coğrafik konum çok dik yamaçlar. Merkezler öyle değil. İlkbahar zamanı dik yamaçlı köylerine gidiyorlar. Altı ay gibi bir süre buralarda kalıyorlar. Yaz zamanı Karadeniz’e yolunuz düşerse “Burada insan yok, bol katlı apartmanlar neden bu kadar çok?” diye sorarsanız, bilin ki kış zamanı hepsi kışlıklarına dönüyorlar.

Kadın, erkek çok çalışkanlar. Duymuşsunuzdur; “Karadeniz kadını çok çalışır erkeği oturur.” diye… Benim gözümün gördüğü cinsiyet ayrımı olmadan çalıştıkları. Beni bilen bilir. Her sabah güneşi doğarken izlemeyi severim. O sıralarda herkes uyur, müthiş bir sessizlik olur. Kuşlar uyanır cıvıldar. Ben elimde kahve ile yeni güne merhaba derim. Güzel temennilerimi iletirim. Fakat Karadeniz’de kaçta kalkarsanız kalkın insanlar bahçelerinde çalışıyorlardı. Aile yanına gittiğimiz için karavanda kalmamıza müsaade edilmedi tabii ki. Karavanları merkezde güvenli bir yere park ettik. Lüks tüketimleri temel ihtiyaç olarak görmüyorlar. Eşyaları amaç değil araç olarak kullanıyorlar. Köylerdeki evler inanılmazdı. Neredeyse 170 derecelik bir eğime ev yapabiliyorlar. Teras dedikleri bir iskele durumu var evlerde. Herkes yeşili seyrediyor. Yer gök yeşil… Güzel olan ne biliyor musunuz? İnsan bu kadar yeşilin içinde yaşarken o yeşili gözü görmez. Ama buradaki herkes toprağa, yeşile minnettar sanki. Her anın her rengin hakkını çıkarıyorlar ve tadını çıkarıyorlar.

Hani yer gök yeşil dedim ya, %90’ı çay. Çay en önemli geçim kaynağı. Çok ilginç bilgiler öğrendim. Çayı bir kere ekiyormuşsunuz mesela…Yıllarca size çay veriyor. Bir ektin mi gerisi yabani otları temizlemek ve hasat zamanı çayı toplamak. Yılda iki ya da üç kere toplanıyormuş. Hemen hemen her köyde toplanan çayların alım satım yeri var. Seri şekilde toplanan çaylar fabrikalara ulaştırılıyor.

Neredeyse toprağın rengini görmedim diyebilir. Çay ekilmeyen yerlerde bol miktarda sebze meyve ekimi yapılmış. Elektrik trafosunun önündeki toprağa bile mısır ekilmişti. Siz düşünün artık.

Adres sorduğunuz bir kişi yolu tarif ederken, bahçeden salatalık koparıp ikram edebiliyor.

Dağ başına çıktığınızda on hane on beş hane köyler görüyorsunuz. Köyleri ayırt edebilmek için cami sayabilirsiniz veya vadi sayabilirsiniz. Kış mevsimi merkez dedik, yaz mevsimi köy dedik. Fakat köyde de rahat edemedi ya da sıcak oldu.  O zaman dağ evine. Akşam soba yakma garantili. Dağ evleri tam kişiye özel ama geleni gideni çok oluyor. Salıncaklara bu dağ başlarında rastlıyorsunuz. İzin alıp sallanabiliyorsunuz. Mutlaka görmüşsünüzdür uçurumun üstünde sallanıyormuş gibi fotoğrafları. Hah işte onlardan bol bol gördüm. Tabii ki manken gibi olmadığımız için bizim görseller öyle şaheser çıkmadı. İlk defa salıncak görmüş insan fotoğrafı oldu benimki 😊

Her yerden akan sular olduğunu belirtmiştim. Bu sebepten köylerde su faturası gibi bir ödeme yok. Sular içiliyor.

Hemen hemen her evin deniz gördüğü Rize, seni çok sevdim. Yine geleceğim.

Gidecek olanlara naçizane uyarılarım olacak.

  • 4 Mevsimi bir günde yaşadığınız için giyeceklerinizi ona göre hazırlayın.
  • Trafikte çok fazla kontrol olmasına arabaları biraz hızlı ve sert kullanıyorlar.
  • Köyleri gezmek isterseniz ve çekme karavanla gittiyseniz, karavanınızı merkeze bırakın. Rampalar çok dik. Önce keşif gidişi yapın. Olabilir dediğiniz yeri seçin karavanınızı yanınıza alın. Biraz zahmetli olacak ama olası yaşanabilecek talihsizliklerin önünü kesmiş olursunuz.
  • Susamsız simit mi olur demeyin. Pazar’a özel simidi mutlaka fırından sıcakken yiyin.
  • Merkezde mutlaka bir kahvehanede çay için. Varsa yolda içmek için termosunuzla gidin, içini doldurun.
  • Karavanlıları anlamakta zorluk çekseler bile çok hoş görülüler.
  • Mıhlama değil muhlama 😊

Apartmandan seslenen bir teyze ile sohbetimiz şöyleydi:

  • İçinde mutfak var mı?
  • Var.
  • Tuvalet var mı?
  • Var.
  • Duş?
  • Var.
  • Yatak var mı?
  • Var.
  • İçinde yatıyor musunuz?
  • Evet.
  • “Ne gerek var da!” şeklindeki sorusuna kısa cevap veremeyeceğimiz için kendisini karışık duygularla bıraktık.

Bu satıra kadar sıkılmadan okuduysanız, seviliyorsunuz. 😊