Karavana Uyum Sağlayan Misafirimiz…

Karavanda ki ilk günlerimiz hep üç kişi hep aynı sayı… Tabi bir kişilik yerimiz var. (Aslında 6 kişilik karavan ama 6 kişi kalırsa el çantaları bile sorun oluyor.) Arkadaşım Lale’yi davet edelim dedik. Saroz’a gidiceğiz. Lalenin bir köpeği var, köpek demeye bin şahit lazım. Aleximiz 2.5kg olup 4 yaşında olan köpeğimiz kendi kuyruğunu sallamıyor. Neden? Çünkü her şeyden olduğu gibi kuyruğundan da korkuyor :))) Havladığı görülmemiştir. Ev hayvanını karavanda denememiştik. Bu da ayrı bir tecrübe olacak.
Karavan dar alanda kısa paslaşmalar olayı olduğu için davet ettiğiniz kişi çok önemli. Lale benim 20 yıllık dostum, o yüzden gönlüm rahat. Fakat Lale 2 günlük tatile 3 valizle çıktığı için karavana az eşyayı nasıl anlatacağımızı bilmiyoruz. Otel insanıdır. Tatil dedin mi aklına otel, otelin havuzu denizi… gelir. Bu konuda eşim konuya girdi. “Lale, yanımıza asgari kıyafet alıyoruz. Sen valizini böyle hazırla sonra bana getir. Ben gereksiz olanları tekrar ayıklarım” dedi. Kıyamam Lale’ciğim yolculuk sabahı, bir sırt çantası ile ki onun içinde de Alex’in mama kabı ve mamaları ile geldi. Toplasan 3 çeşit giyim eşyası buna da mayolar dahil. Ben şok oldum. Çünkü Lale’den böyle bir performans beklemiyordum. Kapı çaldı. Şahin açtı. Ben kocaman iki valizle yakalandım. 🙂 Lale’nin yüzünü görmeniz lazımdı. :)) Benim yüzüm zaten suç işleyen çocuk gibi. “Hani bana az eşya demiştiniz” diye az biraz kızdı. :)) Tabiki açıklamam var. Hem Ben çocukla gidiyorum ve havanın her türlü durumuna karşı ve çeşitli çocuk hastalıklarına ve yaralanmalara karşı malzemeleri, ayrıca makarnalarım, kahvaltılıklarım, abur cuburlarımız, içeceklerimizi almak zorundayım. Saroz’a gideceğiz. Tamam tamam itiraf ediyorum, Lale’nin eşyası karavan için bile azdı. :))
İstikamet Kum Motel. Çok özel bir yeri var. Dut ağaçları arasında olmak kaydıyla çam ağaçlarının arasında kampımız var. Kampta tuvalet, duş, su, elektrik kullanmak isterseniz mutfak bile var. Temizlik konusunda yorum yapmak pek bana düşmez çünkü titiz sayılamayan kadınlardanım. Buna rağmen mutfak bakımsızdı, kullanamadım, karavanımda karavanım oldum. Bize ayrılan kısım bittiğinde otel odaları, zakkumların arasından yürüyerek restaurant kısmına geçiliyor. Sezonda giderseniz açık büfe hizmet var, sezon zamanı değilse 2-3 çeşit yemek var. Yemekler güzel. Restaurant kısmını geçince, taş bir köprüyle kumsala bağlanıyorsunuz. Köprünün altındaki suda yüzlerce su kaplumbağasıyla tanışıyorsunuz. Bence buranın en ilginç ve herkesin görmesi gereken bir olayı. Facebook sayfamda size videosunu paylaşacağım. Denizin muhteşem turkuazı sizi çağırıyor. Hemen gittik tabi. Kum Motel’ de en hoşuma giden şey, sahildeki çocukları görevli ablaları ağabeyleri, bizlerden izin isteyerek bir yere topladılar. Küçük çaplı bir survivor yarışması yaptılar. Küçük dediğime bakmayın 1 saat sürdü. Barti’yi böyle eğlenirken pek görmemiştim. Belki otel tatilcilerine yabancı bir durum değil ama ben ilk defa gördüm. Bende eğlendim 🙂 Olay burada da bitmiyormuş akşam yemeğinden sonra da tüm çocukları toplayıp çocuk diskosu yaptılar. 10 numara hareketti. 🙂
3 günlük kaçamağımızın ilk gecesinde Lale’nin içi kıpır kıpır. – Hadi okey oynayalım
– Müzik dinleyelim
– Bari sohbet edelim gibi fikirlerine “canım ben çok yorgunum yatacağım” cevabı aldı maalesef. Yol yorgunluğu sanırım. Söylenerek karavana geçtik 🙂 Eşimle Barti çift kişilik yatakta, biz ranzada yatacağız. Hadi üste ben geçeyim dedim. Hava sıcak olduğu için pike verdim herkese. Camları da açtık. Oh mis. Hiç üstümüzü örtmedik bile. Ama sabaha karşı ayaza yakalandık. Hani olur ya uyuyorsunuz, sonra üşüyorsunuz, çözüm camı kapa üstünü ört ama haliniz olmaz. Aynı bu durumda sabahı yaptım. Kaliteli uyku olmadığı için sabah kalkışımı bir düşünün. Uykumu alamadığım zaman tanınmaz halde oluyorum. Sabah ben hala uyuyor gibi ama uyanık haldeyken, Lale’nin seni hadi Gamze uyan, bak güneş pırıl pırıl, kuşlar böceklerden gülümseyerek bahsediyor. Sabaha kadar aynı pozisyonda kakılmış biri olarak kalktığımda ranzanın kenarına oturdum, boş boş duvara bakıyorum, yüzümün mor olduğunu düşünüyorum. ŞİMDİ DEĞİL LALE! Diye acayip bir ses çıktı benden. :))
Herkes bana gülerken ben homurdanarak yüzümü yıkamaya gittim. Sabah süper kahvaltı ettik. Hadi denize gidelim derken ( meğer Lale’de sabaha kadar uyuyamamış.) Şahin sen Barti’yle gelirsin sahile biz gidiyoruz dedik. Ha tabi birde tavlamızı yanımıza aldık. Kumsala gittikten sonrasını hatırlamıyoruz. Gözlerimi açtığımda ben tavla tahtasına sarılmış durumda, terden sırılsıklam, şezlongta uyandım. Bir baktım Lale 8. rüyasını görüyor. Plajdaki bardan su almaya halim yok. Tam 3 saat uyumuşuz. :)) Rengimiz pancarın 50 tonu. Lale çok uyumludur. Uyandırdım ve bize su almaya ikna ettim 😈
Ama şunu diyebilirim ki, tatilde tanırmışsın ya arkadaşını, Lale beni hiç yanıltmadı. Uykumuzu aldıktan sonra Alex’imizi de aldık. Sahilde yürüyüşümüzü yaptık denize girdik, Muhteşem 3 günlük tatilimizi yaptık. Karavanda köpek gayet rahat oluyormuş.
4 kişilik yemek rahat rahat hazırlanıyormuş.
Kum Motel’den tek ricam, karavan kamp kısmına biraz daha özen gösterilmesi. Onun dışında her şey mükemmel. Bu tatilde en çok Lale’ye güldüm. Günde 3 – 5 kere, karşılaştığı her asgari yaşam konusunda iç sesinde kendisiyle savaş verip, daha sonra ağzından dökülen sözler… : Madem iptidai şartlardayız, sıkıntı yok… :))