Tatil Teşekkürü

Tatil teşekkürü…
Tarlasına inci gibi bakıp, yollardan geçerken görsel şölen sunan, çalışkanlığa imrendiren köylerimize…
Katığı güler yüz olan, plastik çay tabağında, çay ve şekerle topaklanmış kaşığıyla, toz şekerliğiyle, en küçük ince bellide ikram edilen açık çayın verdiği lezzete…
Çayın bitene kadar orada kalacağını bildiği için, hızlı hızlı ama her kelimesi dolu dolu anılarını anlatan, “Teyze bir çay daha alabilir miyim” dediğinde biraz daha sohbet edeceğiz diye, gülen gözlerinde ki ışıltıya…
Senin şehirde büyümüş tablet düşkünü, normal yaşamında hareketsizlikten daralmış kımıl kımıl olan çocuğuna sen müdahale ederken, “Bırak kuzumu rahat etsin, ne zaman koşacak” diyerek kendi çocuğuna birden bire farklı ve anaç bakmanı sağlayan ve sana ince ayar veren teyzeciğime…
Şehirden geldiğini bildiği için “öğrenilmiş” mesafeden “hoşgeldiniz” demesine, bir adım yaklaşsan seni bağrına basarak sarılacak olan yaşı yetmişlerde olan teyzeme…
Senin toz konduramadığın, kolejlerden kurslara koşturduğun, büyük işler başaracak sandığın, yere göre sığdıramadığın, büyükannesine büyükbabasına bile laf ettirmediğin, ders çalışacak diye hafta sonu akrabalarına götürmediğin çocuğunla ilgili, tecrübesiyle 10 diplomalıyı devirebilecek, cuk diye karakter tahlili yapan dedeye…
“Aman neymiş karavan? Ben sizi yatırmam arabada, akşam bizim evde yatın, size otlu börek de yediririm” diyerek, şehrin yıllarca öğrettiği ve geliştirdiği savunma mekanizmanı bir anda sıfırlayan lokanta sahibi teyzeme…
Piknikte mangalı yellerken, karavanı yani ilk fırsatta gerçekleştireceği hayali yanından geçerken elindeki tüm işi bırakıp çocuğuyla birlikte ağız dolusu gülümsemeyle el sallayan babaya…
Kocasının ısrarına yenik düşüp artık karavanı düşünmeye başlayan, seni gördüğü ilk yerde, “İçi büyük mü, lavabosu var mı, yatak kaç tane, porselenler olur mu, çocukla zor mu, kaç çocukla olur, rahatsız etmezsem içine bir bakabilir miyim” diye sorduğu sorulara olumsuz cevap bekleyen ama olumlu cevaplar alınca hmmm olabilirmiş aslında diye yarı sesli düşünen anneye…
Kamp alanında ki çiçekleri sulayan, “Havuzdaki su ısındı mı?” diye sorup cevap beklemeden yüzen insanları, su ısındı diye hortumla sulayan kamp görevlisine…
Kocası bu yaz karavanda bir kampta kalacağız dediği teyzenin, evdeki mutfağı kampa taşıyarak, dört çekmeceli plastik soğan patatesliğini, damacana suyunu ve damacana örtüsüne kadar getiren teyzeye…
Uzun soluklu kamp hayatında çocukların doğa becerilerinin nasıl geliştiğini gözümüze sokan küçük Koray’a…
Dağ başında kamp yapalım diye karar verince mecburiyetten alacağın içme suyunu, bayat ekmeği 5 katı fazla ücrete satan, tedbirli olmanın önemini öğreten kötü bakkal amcaya…
Gördüğümüz manzaraların karşısında keşke yanımızda olsalar dediğimiz dostlara akrabalara…
Bizi tanımamasına rağmen, değer verip olduğumuz yerlere gelen, bizimle tanışan, bizleri evlerine, oldukları kamplara davet eden samimiyetleri ile bizleri musmutlu eden güzel takipçilerimize…
On günlük tatil boyunca telefondaki müziklerimizi bluetoothla karavandaki teybe bağlayamayan, müziksiz seyahatler yaptıran dönüş yolunda varmamıza son bir saat kala, benzinci molasında bağlayabilen bunun karşılığında suratımı görünce bana hunharca gülen eşime…
Gönderisi gözümden kaçan ve tavsiyesini okumadım, yorumuna beğeni atmadım diye bana bozuk atan sayfadan beğenisini silen, canı sağ olan takipçimize…
İnternetten okuduğumuz “bu kamp nasıl” diye soran kamp niyetlisine “sen nasılsın” diye sormuş olan, daha tanımadan hayranı olduğumuz efsane kamp yeri sahibine…
Kampın ücretini söylediğimde sanki ben kamp sahibiymişim gibi bana saydıran takipçime…
Bu kamp bedava desem üstüne para veren kamplar var diyecek olan yüksek tecrübeli kampçı takipçilerimize…
Gördüğü her denize girmek isteyen, her benzincide orman meyveli içecek sipariş eden bu sebepten dolayı emniyet şeritlerinde bol bol ihtiyaç molası verdiren, bizi asla üzmeden sıkılmadan tatil yaptıran canımın içi oğluşuma… ( ihtiyaçlar tabii ki karavanda karşılanıyor ama durmak mecburi, hareket halinde denemeyin. Benden söylemesi… Biliyoruz da konuşuyoruz😉)
Ve iğnesini tasarruflu kullanarak 2cm aralıkla beni iki kere sokan bal arısına çok ama çoook teşekkür ederim.
Tekrar yollara çıkmak için çok sabırsızım. Sevgiyle efenim ☺☺☺