Zeytin Ağacı Kutsaldır

Zeytin Ağacı…

Yabani fide 15 senede, normali 4-5 senede meyve verir.
12 ay yeşildir.
Kanseri önler.
Zeytin üretiminde Dünya 4.süyüz.
Ekilmeden kendiliğinden yetişir.
Ağaç kurusa, çürüse, çökse gövde yumrusundan ya da kökünden sürgün verir.
Orman yangınlarına dayanıklıdır.
Yanan ağaç kısa zamanda sürgün verir.
Erozyonla mücadele ağacıdır.
Zeytin yaprağı doğal antibiyotik ve antioksidandır.
Zeytin çekirdeği mideyi ve sindirim sistemindeki sıkıntıları düzeltir. Ayrıca çekirdeği günümüzde sobada yakılarak ısınma ihtiyacını karşılar.
Zeytin ağacı tarihte bolluğun, bereketin, sağlığın ve bilgeliğin simgesidir.
En az 6000 yıl önce üreticiliği Anadolu’da başlamıştır.
3 Kutsal kitapta bahsedilmiş ve şifa verdiği belirtilmiştir.
Rivayete göre Büyük Tufan’da Nuh Peygamber, tufan biraz durulunca geminin güvertesinden beyaz bir güvercin uçurur. Bu güvercin bir müddet sonra gagasında bir zeytin dalı ile geri döner. Böylece Nuh Peygamber tufanın bittiğini suların çekildiğini anlar. Böylece ağzında zeytin dalı olan beyaz güvercin, çağlar boyu barışın ve ümidin simgesi olarak anılmaktadır.
Mitolojide onlarca zeytin ağacı ile ilgili hikayeler vardır.
4000 yıl yaşayabilmektedir.
Akdeniz efsanelerinde “Ölmez Ağaç” adı ile anılır.
Arkeolojide 39000 yıllık fosili bulunmuştur.
Ve daha yüzlerce bilgi var.
Zeytinle ilgili son sözüm Nazım’dan olsun.

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
1947